Nev-i Şahsına Münhasır Venedik

Güncelleme tarihi: 20 Haz 2020


Nev-i şahsına münhasır kelimesinin gezgin sözlüğündeki anlamında yer alan şehirdir herhalde Venedik. Koca bir labirenti andıran sokakları ve kanallarında dolaşırken zaman kavramınız kaybolacak ve gerçek dünyadan kısa süre olsa da uzaklaşabildiğinizi göreceksiniz.

117 kanal ve 400 köprüden oluşan, dünyanın en güzel açık hava müzelerinden olan Venedik’te adım atacağınız her nokta çok keyifli. Şehre denizden ulaşmadıysanız muhtemelen yukarıda bahsettiğimiz Özgürlük Köprüsünden geçmiş olacaksınız. Şehre vardığınızda karşınıza Büyük Kanal çıkacak. Adından da anlaşılacağı gibi bu kanal Venedik’teki en büyük kanal olup tüm şehri bir S çizerek dolaşıyor. Büyük Kanalı Ponte degli Scalzi ile aştıktan sonra köprülerin ve bazen tek insanın geçebileceği sokakları ardınızda bırakarak Ponte di Rialto’ya doğru yürüyebilirsiniz. Bu rota içerisinde özellikle belirteceğim bir yer yok çünkü geçeceğiniz her kanal size büyük keyif verecektir. Rialto köprüsü Venedik’in simgelerinden biri ve Büyük Kanal üzerinde ki 3 köprüden en önemlisi.

Rialto’yu aştıktan sonra yine insan kalabalığını takip ederek Napolyon’un “Avrupa’nın oturma odası” olarak nitelendirdiği Piazza San Marco’ya ulaşabilirsiniz. Burası yüzlerce yıl Akdeniz’de hüküm sürmüş Venedik Cumhuriyetinin kalbi. Bu meydanda Basilica di San Marco’yu mutlaka ziyaret edin. Bu kilise İtalya’da gördüklerinizden farklı olarak Bizans mimarisine daha yakın çizgiler taşımakta. İçerisinde Sultanahmet’teki Hipodrom Meydanından 4. Haçlı Seferi sonunda çalınan San Marco’nun Atları isimli heykeli görebilirsiniz. Kilisenin ardından Venedik’i yukarıdan seyretmek için Campanile di San Marco’ya çıkıp şehrin müthiş manzarasını izleyebilirsiniz. Ancak çan kulesine çıkarken yanınızda sizi rüzgardan koruyacak bir şeyler almayı unutmayın, yukarısı oldukça rüzgarlı olabiliyor.

Aşağıya indiğinizde bu muhteşem manzaradan sonra Venedik’in dukalık zamanında yönetildiği yer olan Palazzo Ducale’yi ziyaret edebilirsiniz. Sarayın her zaman turistlere açık olan kısmının yanı sıra birde belirli günlerde açılan ve rehber eşliğinde gezebileceğiniz dukalık sarayının gizli kısımları görülmeye değer. Sarayı gezdikten sonra Piazza di San Marco’da bulunan Caffé Florian veya Gran Caffè Quadri’ye bir göz atın. Bu iki kafe Venedik’in tüm önde gelen siyaset ve sanat insanlarının buluştuğu kafeler. Ancak bir kahve içmek isterseniz aklınızda olsun, zaten kabarık olan hesaba birde dışarıda çalınan müzik ücretini de ekliyorlar ve bir espressoya 11 avro ödediğiniz bir hatıranız oluveriyor hayatınızda.

San Marco meydanında ziyaret edebileceğiniz bir diğer müze ise Museo Correr. Burada hem Venedikli ünlü ressamların tablolarını görebilir hem de Procuratie’lerin yani dukalık zamanında önemli devler memurlarının lojmanları olan binaları yakından görebilirsiniz. Bu saydığım müzelerin büyük bir kısmında geçerli olan San Marco Museum Plus biletiyle müzelere harcayacağınız bütçeyi biraz daha azaltabilirsiniz. Venedik’te görülmesi gereken bir diğer yer ise Galleria dell’Accademia. Burada Fatih Sultan Mehmet’in de portresini yapmış olan Bellini ve birçok ünlü ressamın eserlerini görebilirsiniz. Yine hemen yakın Amerikalı ünlü koleksiyoncu Peggy Guggenheim’ ait olan ev ve onun içerisinde önemli modern sanat eserlerinin bulunduğu bir müze var. Bu kadar turistik aktivite sizi sı